4 Mart 2012 Pazar

BAŞARABİLİRSİN

   
   Bir insan başardı ise , sen de başarabilirsin der , dershanenin felsefe öğretmeni.Fakat yeteneğin nedir diye , ne araştırma yapar ne de sorgulaman için becerini , seni teşvik eder.Varsa yoksa soru çözmen lazımdır , konu çalışman gereklidir üniversiteye hazırlanıyorsan.
   
    Gerçekten de sonuçlar açıklandığında başarmışsındır.Havalı bir üniversitenin karizma bir bölümüne adım atma şansını elde etmişsindir.

    Durum bu kadar güzel midir gerçekten?Üniversitenin son sınıfına geldiği halde mutsuz olup bölüm değiştirmek isteyen binlerce öğrenci oluyor her sene.Her sene kaybedilen yıllar.

    “Kendini tanı!” der felsefe.Nefsini bilen Rab’bini bilir der din.Lakin bu kadar mühim bir meseleyi es geçiyoruz.Kendimizi tanımıyoruz.Kompleksliyiz , agresifiz.Perdelerimizi kaldırdığımızda ise kaplan gibi bi insanız.

    Doktorluk Dünya’nın en güzel mesleği olabilir.Benim yeteneğim çay demlemekse, ben Dünya’nın en güzel çay demleyeni olurum.Doktor olmam.Mantık bu.

    *****


2 Mart 2012 Cuma

MARKA


  
 Yazar olma sevdası bir kor olarak yüreğime düştüğü yıllarda , tepkileri objektif olarak ölçme amaçlı , yazılarımı ilk önce yazıcıdan çıkartıp sanki ünlü bi yazar yazmış gibi okutuyordum çevremdekilere.Genellikle yazıların çok güzel olduğu ile ilgili tepkiler alıyordum.Daha sonra bunu ben yazdım okur musun dediğimde tam puan veren olmuyordu.Nerden puan kırdın dediğimde , gerçek bi yazar olsaydın tam olurdu gibi sözlerle karşılaşıyordum.



   Geçenlerde de Kanalboyu’ndaki bi kavenin önünde ayak üstü sohbet ederken başka bi şairden alıntı yaparak bir beyit okudum.Ardından nası şiir diye sordum.Aldığım cevap “ kötü ” idi.Bu şiiri ben yazdım sanmış meğerse.Bu ünlü bi şairden dedim.O zaman “ güzel “ , dedi genç kardeşim gülerek.

   Kısaca , salatalığın üzerinde Nike işareti görse bu millet götüne sokacak ..

*****